Diyet |
Diyet
2052 defa okundu |
Sindirim sistemi genellikle otuzaltı ayak uzunluğunda, içinden yiyeceğin geçtiği ve vücut için uygun hale getirildiği bir tüp olarak görülür. Bu görüş de vücudumuz hakkındaki dar anlayışımızı açığa çıkarmaktadır. Aslında, sindirim sistemi içsel ve dışsal çevremiz arasındaki en önemli iletişim alanlarından biridir. Karmaşık yerel ve sistemik sinirlere ve hormonal faaliyetlere zengin bir dahilî sistemdir. Vücudun bu alanının gösterdiği zekâ ve koordinasyon derecesi şaşırtıcıdır ve genellikle işler bilincimiz işin içine karışmadan yürür.
Ayurveda bize sağlık ve afiyetimizin büyük ölçüde sindirim sistemimizin fiziksel vücudumuza ne kadar iyi besin sağladığına bağlı olduğunu anlatmaktadır. Bu yalnızca ağzımıza hangi maddeleri attığımızla ilgili değildir, aynı zamanda bu maddelerin ne kadar iyi işlendiği ve özümsendiğiyle de ilgilidir. Gerçekte, eski bir atasözünde ifade edildiği gibi yediğimiz şey değiliz, özümsediğimiz şeyiz.
Özümseyici işlevine ek olarak sindirim sisteminin önemli bir faaliyeti de yok etmektir. Tüketilen bütün maddeler sindirilebilir değildir, vücudun bol miktarda içsel atıklara yaptığı gibi, bazılannın yokedilmesi gerekmektedir. Bütün fizyolojimizi etkileyeceğinden, Ayurveda, bağırsaklann ve dışkının durumuna büyük önem verir.
Aynı zamanda zihin ve sindirim sistemi sürekli bir etkileşim vardır. Duygular sindirim dokularının hem işlevini hem de yapısını etkiler. Bunun tersi de geçerlidir. Korku, tahrik, aşk, sinirlilik veya herhangi bir stres şekline anında sindirim sisteminin bir tepkisi olur. Diyete Ayurveda açısından yaklaşmada bu psiko-fizyolojik bağlantılar daima akılda tutulmalıdır.
Ayurvedaya göre diyet, mevsime, kişinin bünyesine ve varolan belirli dosha dengesizliklerine göre seçilmelidir. Ayurveda hakkındaki çoğu kitap, yalnızca bünyevi yapıya dayanır, aslynda bu üç faktör de göz önüne alınmalıdır. Eğer birey sağlıklıysa veya yalnızca önemsiz dengesizlikler yaşıyorsa diyet bünyeye göre yapılan bazı değişikliklerle o anki mevsimi yansıtmalıdır. |